Geçmişte kaldığı için mi güzel, yoksa geçtiği için mi?
Geçmişte kaldığı için mi güzel, yoksa geçtiği için mi?
hayallerimizi küçültelim demiyorum ama hayatlarımızı küçültsek olmaz mı?
çalışmaktan yorgun dönüşlerimizde dinleneceğimiz büyük bir salon ve karşısına uzanacağımız kocaman bir televizyon yerine, birlikte geçirdiğimiz daha fazla dakikamız ve kendiliğimizden uyandığımız tatillerimiz olsaydı ya…
pek büyük değiller ama benim de hayallerim var; hayattan çalacağımız bir filmlik süre kadar, çimlerde uzanarak ve esneyerek geçireceğimiz bir pazar günü kadar…
İtiraf ediyorum Minik Mutfak yalan oldu,içimdeki tüm yemek yapma hevesi kuş olup uçtu sanki…
Bir de ‘örtmen’ oldum ben… Sen öğretmen lisesini bitir, yok “öğretmen olmayacağım ideallerim var benim çevirmen olcam ki ben” diye senelerce caz yap al işte… Şaka bir yana sevdim ki ben bu işi, hem de çok. Hergün öğrenciceğizlerimle film izliyor, şarkılar dinliyor, geri kalan zamanımı da İngilizce lak lak yaparak geçirip para kazanıyorum. Oh mis :)
Çeviriden vazgeçtim mi peki? Tabii ki hayır. Günümün geri kalan kısmını kendimi çeviriye adayarak geçiriyorum. Edebi çeviriler mi yapıyorum peki şu aralar? Hayır, babamın arabasının başına gelen türlü musibetin sorumlusu olan ben; otomobilin tüm parçalarını ayrı ayrı biliyor, para kazanmak adına onları seviyormuş gibi davranıyorum. Birazcık geç de olsa idealler ile hayatın uzaktan yakından alakası olmadığını öğrenmiş bulunuyorum…
kaçamak hayaller peşinde birdir bir adımlar
fasulyeden yaşanan saklambaç hayatlar
düne özlem duyarken kaçırılan bugün
hep özlem duyulan
çocukluktan arta kalan…
Ben de bu aralar tek derdimin gün boyu komşulardan gelen şikayetlerin babama iletilmemesi olan çocukluğumu özlüyorum sanırım… Fotoğrafta 4 yaşındayım. Evimizde o döneme damgasını vurmuş olan her şey mevcut; katalitik soba, yaz aylarının vazgeçilmezi vantilatör ve duvardan aşağı uzanan yeşillik, bir de kadife koltuklar…
O zaman iş aramak, okul bitirmek gibi dertlerim de yoktu hem; elalem ne der diye de düşünmezdim hem. Sevdiklerim ölmüyordu ben fotoğraftaki yaştayken, tanıdığım tüm insanlar hayattalardı. Annem ve babam yanımda olunca, ablam da okul tatil olup da Ankara’dan dönünce her şeyin bir çaresi bulunurdu…
İnsan mutsuz olacağını bile bile aynı yerde kıvranmalı mı?
Yoksa biraz cesur mu davranmalı?
Yanımda olmanın tam sırasıydı diyorum bazen
İki laflar, bir kahve içerdik karşılıklı
Anlatırdım içime attıklarımı, sonra hepsi geçerdi giderdi
Bulunurdu bir çaresi…
Button Theme