Kebabın Kısaltılmışı: Adana
Dün bir iş için geldim Adana’ya, gelmişken de görülecek yerleri görüp Adana mutfağının tadını çıkarayım dedim.
Hem Adana hem de insanları fazlasıyla sıcaklar. An itibariyle sıcaklık 37 derece… Yüksek nem oranını da eklersek hissedilen sıcaklık 40’ı buluyor.
Ne olursa olsun öğle saatlerinde dışarı çıkmamak gerekiyor, yoksa benim gibi tişörtüyle bronzlaşıveriyor insan.
Daha önce hiç şalgam içmemişim, Adana’ya gelince anladım. Altını çiziyorum, ‘şalgam suyu’ değil; ‘şalgam’. Bir restorana oturup ‘şalgam suyu’ isterseniz, insanlar yüzünüze hakaret etmişsiniz gibi bakıyorlar.
Buradan hediyelik bir şeyler almak isterseniz ya da şehrin daha eski bölümlerini görmek isterseniz, Büyük Saat’in olduğu sokakları turlamanız yeterli. Tüm bakırcılar, ayakkabıcılar ve nargileciler burada. Bakır Türk kahvesi takımları da harika… Yine de dikkatli olmak gerekiyor. Üç çeşit bakır var. Rengi kırmızıya çalan bakır tepsiler ve eskitilmiş olanlar bir süre sonra kararıyor. Alacaksanız parlak ve gümüş renkte olanları tercih edin.
Fazla söze gerek yok. Kebapçı literatüründe kebabın kısaltılmışı Adana. Bu şehrin esnafı gerçek esnaf, sıcağının ise hiç şakası yok. Adana kabadayının, şalgamın, ve insanın hasının bulunduğu küçük bir şehir. Ben de bol bol “kebap yiyem, şalgam içiyem” :)



